Neksus Taş Devri’nden Yapay Zekâya Bilgi Ağlarının Kısa Tarihi

Yuval Noah Harari’nin Kolektif Kitap’tan çıkan Neksus Taş Devri’nden Yapay Zekâya Bilgi Ağlarının Kısa Tarihi (Nexus: A Brief History of Information Networks from the Stone Age to AI) adlı kitabı uzun zamandır okuduğum en güzel kitaplardan biriydi. Tıpkı kitabın kapağında da belirtildiği gibi en ilkel çağlardan günümüze bilginin dolaşımının acı-tatlı bir hikayesi anlatılıyor. Kitabın başlarındaki tarihsel yolculuk aslında sizi günümüz teknolojileri üzerine düşünmeye sevkedecek birikimi de sağlıyor denebilir. GPT-4 bir insanı manipüle edebilir, kandırabilir mi? Sosyal medya algoritmaları, bilginin yayılmasında matbaa ya da radyo kadar masum sayılabilir mi? Bu kitapta da öteden beridir “Yapay Zekâ” kısaltması olarak kullanılan YZ’nin aslında “Yabancı Zekâ”nın bir kısaltması olarak kullanılabileceği vurgusu dikkatimi çekti. Yani aslında, yapay zekâdaki ilerlemelerin yapay zekânın yapaylığını (insana olan bağımlılığını) azaltacağı, öte yandan da ortaya çıkacak olan sistemlerin bir o kadar yabancılaşacağı ifade edilmiş. Kitapta beni en çok etkileyen noktalardan birinin de “bilgi ağı” kavramının zamanla “bilgi kozası”na dönüşebileceği oldu. Çünkü çoğunlukla teknolojik ilerlemelerin bilginin elde edilmesine ve paylaşımına katkı sağladığı düşüncesi mevcuttur. Oysa günümüzde verinin güçlü algoritmalar eşliğinde işlenmesi ve katma değer yaratması süreci stratejik öneme sahip hale gelmiştir. Bunun için de hem veri hem algoritma hem de bu ikisinin üzerinde koşturulacağı donanımın mevcut olmadı gerekmekte. Mikro açıdan bakıldığında kimi zaman çoğu çalışmayı donanımsal eksikliklerden yapamadığımız ya da bitirmek için uzun zaman geçmesini beklemek zorunda kaldığım olmuştur. İşte buradan yola çıkılarak ileride güçlü teknolojilere sahip olma ve olamamanın insanları farklı bilgi kozalarına hapsedebileceği ve buna bağlı distopik senaryoların gelişebileceğine değinilmiş.

Herkese keyifli okumalar diliyorum 📖 ❤️